aslında sefaletti çoğunun adı; başka isim de koymaya üşenmişti herkes onlara. yol kenarında gördüğümüz yaşamasa da olur kişiler işte: bazen bir köpekle sarmaş dolaş bazen katır kutur kurumuş bali dolu torbalarla. üşüyorlardı çoğu zaman, kırk derece güneşin altında titrerlerdi, ellerinde kör çakılar vardı. sadece uçları sivri kör çakılar. saplamayı öğrenmişlerdi,...
Günün Seçilmiş Yazıları
-“pardon. bir yerlerden mi ısırıyor sizi gözüm yoksa bir şekilde ya da herhangi bir kelimeyle hitap etsem mi uygundur acaba? soyunabilirim önünüzde ya da hüdaverdi diyebilirim. güzel bir isimdir hem, hem de soyunmaktan kolay, gerçi zor olsa da soyunabilirim. isterseniz tabii ki. çıplak bir insan görmek de zorla olduğu vakit...
Mephisto konuşuyor, Goethe’nin sesinden… zamansız -ki zaman ne kadar uzaktı o sese. Babasından yad ediyorlardı, acımasızlığı söylüyorlardı. Babaların ve oğulların trajedileri, kadınlara kalan acılar: Havva’ya sunulan acılı doğurganlık. Elmanın acımasızlığı ve bir yılan kılığında Faust’un gizemi. Termodinamiğin ilk kanunu bir elma ağacı dibinde ortaya çıktı: tanrı elmaya incir aşıladı, cennetini...
Hulisi Bey bağırıyordu: -“Sayın solcular, sakin olun. Siz ki dağdaki kuşun, çiçekteki böceğin ve bittabi ormandaki ağacın dostusunuz. Yaradandan ötürü anarşist, ötekilerin hakkından ötürü muhalifsiniz. Sizler hayatta ‘aman sen de’ demez, ‘bas geç’ tarzı belediyecilik söylemlerine bulanmaz, devlet yönetmekten ziyade yönetişmekten bahsedendiniz”. Öksürdü ve devam etti; “Ulu Hercai Menekşe Ruhu...
Adil Bey uzay ve zaman birlikteliğini kırabildiğini henüz üç yaşındayken fark etmişti. Dört yaşındayken üç yaşına geri dönerek babasını öldüren alt komşusunun evine bomba yerleştirmiş ve dördüncü yaşına girdiği doğumgününde misafirleriyken komşuları, evden çıkıp çaktırmadan, bombayı patlatmıştı. Altı yaşına geldiğinde, dört sene sonra dersinden kalacağı edebiyat öğretmenini tacizle suçlanacağı bir...
Hop! hayatımı teklif ettim, masada. Ki kimsem yok…hayatımın kefili kendimden başka. Ben, kendime kefilim ve tek sunağı hayatimin, yine kendi mezarım. Toprağın kefaretinde bedenimi taşıyorum umuda, umduğum her şeye. Yalazım kendimi kandırıyor, ısı kendine çekiyor, yanıyorum. Özlüyorum, annemi. Ailemi. Tutamadıklarımın acısı yakıyor, tutamıyorum; sakil bedenimde şekilsiz hayaller besliyorum, umuyorum. “e...
kamil bey, o kadar sakindi ki hayatı boyunca, adının yanına kemali eklemekten sakınca görmemişti orta yaş krizinde. sadece uykusuzdu. belki uykusuzluğu nedeniyle yorgundu. yoruldukça sarıldığı her şey, uzaklaşıyordu. kamil bey pek düşünmüyordu nedenleri. nedenlerden ziyade nasıllarla ilgileniyordu. kocaman bir epistemologdu kamil bey; diyalektinde kaybolmuştu. ontolojik bir vakaydı kamil bey, varoluşçuluğunda...
Halim Bey, 56 yaşında emekli bir anarşistti. Gençliği kaçakçılıkla geçinen bir ailenin yanında geçmiş, İstanbul’a ilk adım attığı gün Türkçe bilmediği için dayak yemişti. Ailesini hatırlamıyordu, köyleri taşınmıştı o bebekken. Eski köyden yeni köye geçerken ailesi safra gibi dökülmüştü yolda -kimi asker vurdu diye anlatırdı kimisi uzaylıların kaçırdığını. Genç Halim...
Alper Tezel her sabah altıda kalkar, yatağını toplar ve dışarıya çıkardı. Yarım saatlik bir yürüyüşle bedenini gezdirdikten sonra taze ekmek ve ezine peynirinden ibaret kahvaltısını eder, haberleri televizyondan takip ederdi. Tek sıkıntısı arada bir sol bacağındaki toplar damara gelen titremeydi. Parkinson olma ihtimalini düşünüyordu bazı geceler. Bir kadın bulmalıyım, diye...
Düşünsene bir silonun içindesin, üzerine ay çekirdeği yağmaya başlıyor bir anda. Önce yavaşça ama sonra hızlandıkça yüzünü korumaya çalışıyorsun. Bir anda 500 ton ay çekirdeği boca oluyor üzerine. Basınç korkunç, çekirdekler saplanıyor etine ama kanın derinden akamıyor, basınç korkunç, bacakların parçalanmış, kolların iğdiş olmuş basınçtan ve yaralardan. Tansiyonun çıkıyor korkunç...









