karakter: hulusi bey

Share

Hulisi Bey bağırıyordu:

-“Sayın solcular, sakin olun. Siz ki dağdaki kuşun, çiçekteki böceğin ve bittabi ormandaki ağacın dostusunuz. Yaradandan ötürü anarşist, ötekilerin hakkından ötürü muhalifsiniz. Sizler hayatta ‘aman sen de’ demez, ‘bas geç’ tarzı belediyecilik söylemlerine bulanmaz, devlet yönetmekten ziyade yönetişmekten bahsedendiniz”.

Öksürdü ve devam etti; “Ulu Hercai Menekşe Ruhu adına ve laleler ile şemsiyelerin açılmadığı noktalardan hayatı görmez, mantıklı söylemler ve mantıksız söylemler arasındaki tutarsızlıkları diyalektik nezdinde mülahaza edip şevkle ve istençle geri püskürtürdünüz.”

Sesini bir oktav yükseltti: “Artık yeter! Sizin de haklarınız ve hukukunuz ile mücadele etme zamanınız geldi. Bu mücadele illa kutsal ve alevli olacak. Molotoflar olmasa da içten duyulan nefretin ateşi yakacak nasılsa söylemleri… boş laflarla yürümeyen, abuk söylemlerle dolmayan kursaklarınız ne mutlu ki farklı farklı çeşitli faşizmlerden tadacak. Buna karşı ilahi bir mücadele yürütmek hepimizin Marx ve Engels’e olan borcumuzdur. Evet, ben de sizdenim. Kereste yapmayacağız artık ağacı, mobilya ile eşyanın tabiatına dair çok farklı söylemlere girişeceğiz. Mobilya ne demek bir kere: Solun tabiatına aykırı. Fakir edebiyatı yaparak alkole gömeriz biz nasılsa parayı. Aybaşları hem parasız hem de nazlı yârlerimizin öfke nöbetleri ile doludur ama mobilya nedir Alla’sen? Ağaçtan kereste yapma vicdansızlığı, devrimden sanat yapmak kadar riya mıdır? Kim kime bir ağaç mobilya verirse yeri geldiğinde orada boynu vurula, hülasa Stalin Ağabeyimiz ne der: ‘onların boynu vurula’. Yani sıkıntı yok, ağaç kesmeyip aşağılama politikasıyla da güdülür… neden, çünkü biz entellektüel zekamızı tuvalet kitaplıklarımızda yer eden Luxemburg’lara, Dalton’lara ve bittabi sevmediğimiz popülist söylemlere borçluyuz.”

Hulusi Bey çılgın bir entellektüeldi.

  • August 1, 2025