hektorla sohbet: tanrı seçimi

Share

-“çok aradım ben Tanrı’yı. Dinler denedim, metodları benzemez tanrıları benzer. iyi kalpli ve ancak günahkar olan kullarını – cebren davranışların işkenceyi hafiflettiği – yerküre denen cehenneme mahkum kılan tanrılara bile imanı denedim. her şeyi kendisine mülk edinen tanrıların, hırsızlığı da tanımladıklarını fark edemeden; yanlışlıkla politikacılara iman ettiğimi fark ettim, bir ara. Denedim; önce sırayla, sonra hepsi bir arada: Yöneticilere iman, tanrısızlara iman, zenginlere iman, gökdelenlere iman, arzulara iman. ben çok aradım Tanrı’yı. Bir tane var sanıyordum, herkes aynı adalete inanıyor aynı oksijene mahkum biliyordum. oysa suçu olmayanlar, neden öldüklerini bilemeden, en önce öldüğü için imansız zamanlarda ve ölmeyenler, neden yaşadıklarını bilenlerden olduklarından, her masumun ölüşüyle kirlendiğini hissettim dünyanın. O kadar çok masum ölüp de kir içinde kaldığında hayat, tanrıyı aramaktan vaz geçtim. … iyi kalpli papazlar, imamlar – hatta bir Sith Lordu, hahamlar ve budistler…ve tek kullu ne kadar din varsa, her birinin tanrısıyla hasbihal etmeyi denedim. Anlaşamadık – aslında kafalarımız bir yerde örtüşüyordu ama neden kulların arasında bir ayrımcılığın gerekli olduğunu söylemiyorlardı. neden her an, dünyadaki insanların bir kısmı bir kısmına zulmetmeliydi? neden zulmetmek, cebretmek çekilen acıyı azaltıyordu? neden kullar – inatla – acının odağında kalarak bitmeyecek bir tanrı arama savaşı veriyorlardı?” -Yok, işte.

  • January 19, 2026