Uzun uzun

Aryanın son aşaması ve şimdi sahnede şişman kadın; ağzında, dolu dolu bir ses hazır bekliyor uzayın boşluğuna kadar yayılabilecek bir potansiyeli biriktiriyor…ve ses biliyor ki, mutluluk, uzaklaşabildiği kadarı. Ses, aryanın son aşamasında olduğunu biliyor; son prova veya başlangıcın ilk adımı. Şişman kadın sahnede, son gerçeğini söylemek için ağzında saklıyor o...

More
  • August 15, 2025

gereksiz bir dikte; “ankara’yı çok seviyoruz biz ankara’da yaşayan ve ankaralı olmayan ekseriyet. doğruculuğa – kelime haznesi kıtlığı çeken insanların yozlaştırdığı kültür yüzünden en bağrı açık küfrü havada savuran “doğruculuğa”- alkış tutup “ne güzel la bura adamı” diyoruz… iç anadolu bize çok samimi geliyor da ankara’yı o çok sevdiğimiz kültürle...

More
  • August 4, 2025

-“dener misin?” -“ne ki o? turuncu turuncu…” -“bilmem ama alkalili bir şeylermiş. doktor söyledi al diye, kağıda bile yazdı. ciddi bir şey.” -“doktor neden kağıda yazdı ki? söylese de alabilirdin. eczanede satılmıyor mu sonuçta?” -“bilmem, böyle daha steril oluyormuş. zaten eczacı çocuk da en temiz raftan verdi, bak. Üstünde toz...

More
  • August 1, 2025

İyi biriydi aslında Kamil. Çoğumuzdan iyi. Mesela geçen günlerde tam 15 saniye şükretti. Düşkünler, mahkumlar ve ölüler için. Her biri için tam 5 saniye, ayrı ayrı. Kabul ediyordu Kamil, anılarında bazı kötülükler de vardı. Pek hatırlamak istemediği, hatırladıkça utandığı ya da olmasa da olurlar. Yine de şükretti Kamil, mesela, kendinden...

More
  • August 1, 2025

Etten ve kemikten ve sesten; gırtlağın anaforlarında hercai nutku tutulur ses tellerinin, anlam atfedilen sesler, sözcüklere ve duyguların tefsirine dönüşür. Görebildiğin kadar konuşursun, dokunabildiğin kadar oradasındır. Riyaziyesi şaşmadığı ölçüde, modernizmi sürüklersin kendi varoluşuna rağmen. Dil, mekanik bir ilimdir, sesler hecelerle ölçülür. Ölçülür; varlığın her halinde çokluğu ölçecek bir terim bulursun....

More
  • August 1, 2025

Mephisto konuşuyor, Goethe’nin sesinden… zamansız -ki zaman ne kadar uzaktı o sese. Babasından yad ediyorlardı, acımasızlığı söylüyorlardı. Babaların ve oğulların trajedileri, kadınlara kalan acılar: Havva’ya sunulan acılı doğurganlık. Elmanın acımasızlığı ve bir yılan kılığında Faust’un gizemi. Termodinamiğin ilk kanunu bir elma ağacı dibinde ortaya çıktı: tanrı elmaya incir aşıladı, cennetini...

More
  • August 1, 2025

Halim Bey, 56 yaşında emekli bir anarşistti. Gençliği kaçakçılıkla geçinen bir ailenin yanında geçmiş, İstanbul’a ilk adım attığı gün Türkçe bilmediği için dayak yemişti. Ailesini hatırlamıyordu, köyleri taşınmıştı o bebekken. Eski köyden yeni köye geçerken ailesi safra gibi dökülmüştü yolda -kimi asker vurdu diye anlatırdı kimisi uzaylıların kaçırdığını. Genç Halim...

More
  • August 1, 2025

“Biraz buz” dedi, gizemli opera fabrikasının direktörü Bay Nesliyakan. Organik bahçe kavakları üzerine yazılan bir arya ile dolu dolu geçmişti son günleri. “Lütfen biraz buz, bu gelenekselcilerden ziyade” diyerek çağırdı hizmetliyi. Masasının sağ yanında koyu kahverengi metronomu duruyordu. Solda hocası, Bayan Herdaim’in İnönü’ye verdiği konserden bir kare fotoğraf, ağzı kocaman...

More
  • August 1, 2025

“çok açım” dedi, kadın. çizgileri derin yüzünde gururu silip atmış sefalet vardı. elleriyle ezdiği hasır sepet, elleriyle topladığı sazlardan ve ellerinden akan kanlardandı. -“açım”. Sepeti ileri uzattı, kralın ayaklarına. parmaklarıyla bir elif çizdi toprağa; şehadeti ve hediyesinin kabulü için: ellerini açmadan önce göğe -krala- tozlu eteklerine sildi avuçlarını. -“açım” ....

More
  • August 1, 2025