inananın yolu
- takke altından çıngar çıkartan yelloz ve aşifte beddua sahiplerinin tilki kuyruklu yeknesak saçlı ve çürük dişli garipsenecek veletlerinin temaşayı hayatın gerçeği kılan yuvarlak yüzlü nur topu şeytan evlatları ile geçirilen güzel bir günün ardından ve bol küfürlü bol özlemli bol dumanlı geceleri takiben içimizde birbirimize yöneltebileceğimiz kibrimiz ve bir örtü gibi saran neşenimizi karamsarlığımızdan başka ne kalabilir ki hele simsiyah umarsızlık ve amaçsızlık renk katıyorsa sadece sıkıntımıza.
- oysa ki mavi bulutlarda isimler saklıydı adları cennetten çalıntı. bulutların yüküydü neşelerini örten acılarda gizli perdeler. dudaklar somurtuyordu yekvücut kahkaha altındayken ve yalanlar sarmıştı sadece var olduğunun delaleti olan. uzayda bereket çağının yüküyle kısıtlamalar ve yasaklar altında yaşamaya uğraşmaktan öte felsefe tüketmeyen karınca sürüleri yaşıyordu. kagir yapıların ıslık çalan eskilikleri misali uykuluydu yorgunlukları, bitkindi hastalıkları ve duru gözlü yaşlarından uğraşlarının boşluğu seçiliyordu. yaşamak için bahanesiyle itaat ediyordu kilitli hesapların dijital ihtiyaçlarına.
- biat yarabbi, resulullah şecaat. bir telakki anı ötesiyle sonsuza uzanan çığlıklar ya da uzak asyadan düvelin koparak denize dayaması. karmakarışık şeyler. şeytan üfürdüğünde dilindeki tozu zerreleri ile işleyecek atomlarımıza biz kararmış gökyüzünde kayan yıldız avındaydık. şaşa ile ait olduk biat edilen nefsin köreltici ihtiyaçlarına. sonra pragmatist ve ardından namert. primat kökenlerimize biyolojinin imkan tanımadığı ölçüde ihanetin bedelini ödedik gelişmemiş beyinlerimizdeki hırs denen zilletle. sonra sahra çölü ve adriyatik ve sibirya stepleri altımızda kanatlarımızın.

