aynılaşma

Share

Etten ve kemikten ve sesten; gırtlağın anaforlarında hercai nutku tutulur ses tellerinin, anlam atfedilen sesler, sözcüklere ve duyguların tefsirine dönüşür. Görebildiğin kadar konuşursun, dokunabildiğin kadar oradasındır. Riyaziyesi şaşmadığı ölçüde, modernizmi sürüklersin kendi varoluşuna rağmen. Dil, mekanik bir ilimdir, sesler hecelerle ölçülür. Ölçülür; varlığın her halinde çokluğu ölçecek bir terim bulursun. Kilosu, kütlesi, hacmi, şiddeti…ışık hızı, sınırsız kütle sunduğundan beridir hayalidir insanlığın.

Sınırsız olmak…kuşlar gibi kanatlanmak değildir. Her şeyi kapsar. Kişi, her şeye hükmettiğinde, ses tellerinden çıkan anaforları hükmetmek için eyler. Kişi, eyleyendir. Faili kendinden menkul değerlerden kaçtıkça mülkiyete saplanır. Mülk adına tek fail kişi olmalıdır: sözünün sahibi, duygusunun sahibi… gören olarak fail, gördüklerinin sahibi olmalıdır. Hümanizmden insanlığı eksiltip liberalizmi ortaya çıkartır her şeye sahip olmak isteyen kişi. Ufuk çizgisinden, görüş mesafesinin verdiği izne kadar her şeye, her toprağa, toprağın her küçük solucanına hükmeder: zehirler kendi mülki menfaati adına görebildiği her şeyi. Çünkü insan, ışık hızının hayalini kuran zerdüştün hatalı bir yansımasıdır modern zamanlarda.

Adilliğini mülkle bağdaştırıp tanrı fikrini ötelemiştir, maddi olana ulaşma yarışı içeren dünyevi sarhoşluğunda. Kişi önce gördüğü her vakaya sahip olmak ister sonra da zaman tutar. Saniye tutan kolundan, saate hükmeden akrebe ve en keskin zaman ölçümüne… Adem isimleri koyma ödevini devraldığında tanrıdan, Lilith’in acısını kalbinde taşıyordu. İlk vampirin annesi -Lilith, tek kelime bile etmeden, kendi olamayan oğlu Kabil’i damarındaki kanla besledi. Tek kelime etmeden. Kelimeler Adem’in ödeviydi. Rüzgarı kovmak ise, yelkovanın -dakika gösteren kolun-. Romans öldüğünde zalimliğiyle -insan yaratısı- tanrının; hüküm, krallıklara ve ebediyet, zamana mal edilmişti. Lilith’i aşağılayan modern kişi, kendi kavram setleriyle ışığın sonsuz kütlesine öykündü: zamanı ölçmeyi haddi bildi: zemberek boşalırken akan, insan kanı ve uygarlık diye isimlendirildi.

Uygarlık gördüğü her şeyi tektipleştirdi. İfade olundukça zalimlik, terimlerle karşılığı bulundu. Sözleşme, tutku, mülk, konuşma, duygu… modern kişi kendi varlığına dönen zalimliğe isim taktıkça, Adem’in laneti, savaşlarda akan kanları Lilith’e sundu. Korku, korkma ediminin failini insanın bizatihi kendisi kıldı. İnsan kendi varoluşunu kaybettiğinde, acı çekmekten biraz daha tahammül edilebilir her şeye mutluluk ismi verildi.

Kişi önce konuştu; dilinde zehrin şerbetiyle her şeye sahip olmanın hırsı gizliydi.

Yazdı, ölümsüzlüğe öykünme güdüsüyle, zamanın efendisi olma fiiliyle.

Hükmetti, zamana yayılma ve kendi olmayanları aşağılama edimiyle.

Sonra öldü: lahitleri dolduran kemikler, acıları miras kıldı.

  • August 1, 2025