karakter: sefalet
aslında sefaletti çoğunun adı; başka isim de koymaya üşenmişti herkes onlara.
yol kenarında gördüğümüz yaşamasa da olur kişiler işte: bazen bir köpekle sarmaş dolaş bazen katır kutur kurumuş bali dolu torbalarla. üşüyorlardı çoğu zaman, kırk derece güneşin altında titrerlerdi, ellerinde kör çakılar vardı. sadece uçları sivri kör çakılar. saplamayı öğrenmişlerdi, acıtacak her şeyi saplamayı.
kesik açma eyleminden doğduklarında vazgeçmişlerdi; acıtan ve sertçe giren şeylerdi onlar. bir tek berber çöplerinden topladıklarında jiletleri ve güzel bir şarkıya kulak misafiri oldukları semtlerde, jiletleri dil altına saklamayı öğreten abilerinden kollarını ve kasıklarını ve ayak tendonlarını kesmeyi öğrenmişlerdi.
karınları acıkınca veya bali bulamayınca ya da çok üşüdüklerinde saplarlardı rastgele çakılarını kendilerine isim koyan herhangi birine ya da köpeklerini salarlardı üzerlerine. polis gelene kadar dayak yerlerdi: bilirlerdi zaten polis gelene kadar zalimce dövüleceklerini yine de sevmezlerdi işte, ama bilirlerdi, kanun ve nizam var: insafla döverdi polis.
insaflı polis amcaları sevmezlerdi. ekip arabasıyla kentsel dönüşüm yıkıntıları arasına taşınırdı genç olanları, insaflı polis amcalar tek başına tecavüzcü olamazdı ama: her ekip otosundan iki ayrı fail çıkardı, fiili livata kurbanına. çok üşüdülerse ya da bedavaya biraz esrar içmek isterlerse polis amcaları yetişirdi. isimleri yoktu, yine de, kör çakılarıyla kazırlardı tenekelerde ateş yaktıkları ve ev sandıkları izbelelere yakın ağaç gövdelerine kendilerinin koyduğu adları.
çoğu daha on yaşında, bir devlet yurdunda ya da mahalle bakkalında, makatındaki acıyla unutmuştu zaten adını. şanslı olanları yarım litrelik pet şişenin dibindeki tiner ve kesik bilekleriyle yol kenarına atılmıştı, sarmaş dolaş köpekleriyle, ad koysun diye ailesi olan insanlar.
sefaletti adları işte.

