kollarım olsaydı keşke, sarmalamak için kendimi. soğuduğunda ısıtmak için ellerimi, ılık nefeslerim ve sahilde ılık meltemlere tutturacağım kanatlarım olsaydı. dev gibi ağaçlarım olsaydı, uçsaydım tepelerinden… sağlam yumruklarım ve dişlerim olsaydı, ‘korkma’ demek için kendime. takatim olsaydı bir de; anasını satacak bir dünyam olurdu, belki. hayallerim olsaydı, pembe panjurlu evde, Grateli...
Kısa kısa
çılgın böceklerin engizisyon kapışmaları canlı yayınlanacakmış diyor, karıncalar. böyle arena gibi bir yermiş, orası, damlarında karpuzlar varmış. kafaya düşünce yaran saçmalıklar falan. zaten aslan yaşamadığı için kanişlerle dövüşülüyormuş o arenalarda. neyse, öyle zamanlarda göğün yeşilini özler tüm habitatlar. belki bir yangın çıkar ya da üstümüzden salatalık kayar? bir şeyler olur...
direniyor, eksik bazı. bazen de fazlası var arada. bilmiyorum. mesela sevginin kendisini çok seviyorum, bu olağan ve üstü olanın karışımı: yanında olsun istersin. sadece bu. hava serin eserken, sarılmak isterin güneşin tam ortasında. hani, yıldız tarlasının ortasında tek gördüğün sonu gelmezlik olur ya… sevgi de böyle bir şey… kum gibi...
çok acaip şeyler oluyor, karanlığa elini uzattığında, fareler kemiriyor kralı. enteresan; böyle, dum-tıs… sonra duruyor, sakin bir meltem esiyor, huzur var sadece o an ve yemyeşil çayırlar. dereye bir kuş bakıyor, avına kesilmiş, tedirgin, hızlı, ve ve… yükseliyor göğe, ardından… atılıyor dereye doğru, ayaklarında balık, can çekişiyor. dağın kralı görüyor...
hiç bi’ bok olamayanların öfkesi taşıyor, sıkım sıkım. ter basıyor ama kuru, tenim ve daralıyor duvarlar devamlı… hiç bi’bok olamamaya devam edenler kurdukları hayallerde terli terli buz yuvarlıyorlar dilleri üzerinden. hiç de bir mekana sığamayan ama kafası g’zel hayaletin eksik harfleri çıkıyor bulmacalarda ve sonra yine sıkım sıkım daraltıyor sanki...
temizlik imandan gelirmiş meğerse; cami avlusunda alınan abdestin tadı yok: teyemmümde ya da evdeki tuvalette. Hadi geçtim imanın temiz bir şey olmasını, o ne kanlı canlı bir şüheda kaynağıdır ki çeşmelerinden su yerine zemzem fışkırsa bile temizleyemez edepsizin rüyasını. -Edeb ya Hu! diye bağırdı ya lan bizim hacı dayı. Elinde...
Bu işten yırtmak için saat numarası yapalım; sen yelkovan ol, ben yengeç; soranlara hep aynı yanıtı verelim: -Vakit çok geç… orijinal tarih, 2012 ağustos
İnsana ait, insana özgü değerler bunlar için hiçbir zaman aslî/nihaî ölçütler olmaz ve işte tam tamına bu yüzden de neo-liberalizme en kolay uyum sağlayanlar da bunlar olur; bilerek veya bilmeyerek post-modernliği de mümkün olan en uç noktasına götürüp sadece akıl karşısında değil, utanma karşısında da ‘özgür’leşirler; ki, bu artık insanın...

