İlahi yeniden diriliş!
hiç bi’ bok olamayanların öfkesi taşıyor, sıkım sıkım. ter basıyor ama kuru, tenim ve daralıyor duvarlar devamlı… hiç bi’bok olamamaya devam edenler kurdukları hayallerde terli terli buz yuvarlıyorlar dilleri üzerinden.
hiç de bir mekana sığamayan ama kafası g’zel hayaletin eksik harfleri çıkıyor bulmacalarda ve sonra yine sıkım sıkım daraltıyor sanki varmış da pek abuk-savrukmuş bu saçmalık gibi. yine de bir çınlama var işte; enfiye çekmiş hayalet garip garip inliyor rüyasında. sanki gramer muhalif kesilmiş de anlatım bozuklukları şahlanmış, intikam alan bir katil yaklaşıyor mutfaktan ve elinde bıçak ve tam da bu anda şahlanıyor öykü ve gerilim tırmanıyor en uca.
bıçak ilerliyor elde ve tene değiyor, deliyor, yırtıyor ve ilerliyor yine. kan akışı ile yavaşlıyor ama eşgalsiz kalıyor yere saçılan düş parçaları. ölüyor sıkım sıkım hissettiği sıkıntıdan ve diriliyor yine Dante’nin cehennemindeymiş gibi. kurtuluşu arafın köşesiz bitimlerinde kovalıyor ama nafile; nefesi kesilmiş bir kaçak sanki ve peşinde çok fazla sıkılmış insan var.
ve herkes sıkıldığı için tek mutlu olabilen nefrete boğuluyor. sıkım sıkım sıkılan ve hiç bi’ bok olamayan, günahsız seçilsin işte; ilk o gebertsin uşağı ve katil boğazını deşsin!

