iç içe geçen katmanlı bir yapı olarak pırasa

Share

takılı kalmış bir pırasaydı geçmiş… farklı diller ya da ayrıntılı hayal güçleri; geçmiş takılı iyelik zamanlarında sahipsiz itler gibi bağımsızlığa koşturduk. oysa mülk çok seye temel idi, fakirdik hep biz… pırasa kokusu sinmiş ve kızartma yağı lekeleri kalırdı ardımizdaki evlerde. berimizde çok şey kaldı hep; hatıratı zengin gevezelikler, kanıtlarinı yüksek nakliye bedellerinde kurban etti.

geçmişin burjuva adetleri yıkılır geri dönüşümde; ait olanın anonim bir kimlikte şükran sunulanı olur tanrı zayiinde kimlikler… biz sadece şerefe kadeh kaldırır ve yeni izler bırakırdık mobilyalara. oysa değerdik biz de gıcır ile uslanmaya; arada bir yarımdı bizim gerçekler… alışkanlık yarım porsiyonda nasılsa, hem aydınlıkta hem de harbi karanlıkta.

idarenin mekaniğinde hukuki süreçleri tahlil ederken, adabın fellini yorumu ile hedonizmin dramını bulurdunuz koltuk aralarinda… belki bir iki çöple birlikte. güneşi en geç görenlerdik, mutluluğa umut dökmeden gülümsemeye calışır, pagan damatları gibi şen olurduk. yarın sadece yarındı, zaman üzerine teorik fizikçiler kafa yordukça da yeminliydik yarına kadar her yarına iş bırakmaya, aşk bırakmaya, nakliyecilere kaptırmaya. şahsi entelijiyansamiz şapa oturmuş ve panik halinde biber gazından kaçar gibiydi, sanki.

emin olamıyorsun işte; öfkene meyletmiş cümleler bizatihi döküldüğü dudakları siktir edip kafana kafana… tey… gençliğimizde hep imara açtıydılar bildiğim tüm şehri… dut sinek yaptığı için kesilen bir ağaçtı. sonra neden melankoli? ve yine de tespit ile mahsun olanı etmeli madun, madun iken ses çıkartan tepkisel solcu falandır ki buralar hep dutluk iken dinazorlar hala yaşarmış. saygılar, şelale.

  • August 1, 2025