Kawa ve Dadaloğlu
Demirci Kawa tavında dövdü de ateşi, deccali yenmedi miydi? Simurg, şahın altında kefeni yalaz, dirilip tütsülemedi mi umudu? Tutkusu değil miydi ölüm Spartaküs’ün? Katığı binler on binlere dönerken Bedrettin nam-ı rüzgarda, Acem’den Rum’a gergef olmadı mı yenidoğan bebeler? İlhak olunan şanı şerefine Saccho ve Vanzetti değil mi erdeminde boğazlanan? Sevdayı anmadı mı şairlerin vezin sözleri de bir tek saç teline, yanağında en ufak pareye ve hemhalliğe dem vurmadı mı tefsirleri?
Vur ha vur, dibin görsün yumrukların acımadan; cansız de vur, kahreder, kahpenin nefesi timsali üzerine denk düşer. yıldız ışığından açan yaraları da vur: sızsın tüm ışıltısı gergin sinirlerinde de dayanılmaz kılsın acınası misalleri. acıdan ve kandan koca bir tarih boca edilsin öykülerde, güldürenler ağlasın, vur. çarmıhta üç günün acısına tüm imanınla vur.
Neydi ki sevda? Sevebilme ihtimali neydi kahramanların efsaneleri? Efsanelerin sevme ihtimali neydi haykıran delileri?

