karakter: kamil bey
kamil bey, o kadar sakindi ki hayatı boyunca, adının yanına kemali eklemekten sakınca görmemişti orta yaş krizinde. sadece uykusuzdu. belki uykusuzluğu nedeniyle yorgundu. yoruldukça sarıldığı her şey, uzaklaşıyordu.
kamil bey pek düşünmüyordu nedenleri. nedenlerden ziyade nasıllarla ilgileniyordu. kocaman bir epistemologdu kamil bey; diyalektinde kaybolmuştu. ontolojik bir vakaydı kamil bey, varoluşçuluğunda kendi dramaturgluğunu konuşturuyordu. grameri iyiydi, kelime bilgisi pek iyi. dolayısıyla çenebazdı kamil bey, tez ile sentezi iyi bilirdi.
suskundu kamil bey; aynı paragrafta üç farklı zamanla çekip fiillerini, bol keseden zamir uydururdu. cümlelerdeki özne değildi asla. zaten devrik cümlelerde yaşardı.
kamil bey bir gün evinden çıktı. köşebaşındaki şelaleye doğru sürükledi bedenini. akıyordu, su. kamil bey sürünüyordu. usulca -sonra- sendeledi nefesi üstünde. vaka-i hayriye terkibinden umudu yaşatıyordu saç diplerinde. sıkıntısı iki zaman çizgisinde sendelediği kadardı. kemal ön adlı kamil beydi, öyküsünü andığımız. koşarak topallayan ve düşerek konuşandı ve aynı zamanda, sessizdi kamil bey.
susmayı istiyordu.

