entropi
İnsanın zaman oryantasyonu; zamana uyum ve zamana görelilik evrenin en temel kuralı gereği her bilişsel aşamada daha da güçlenerek bireye hakim olmalıdır; keza dayanak noktamı açıklamam gerekirse: bilebildiğimiz tarih, tüm kainatın bir kara delikte sıkışmış olduğunu ve bu delikten (bir nükleer patlama ile) kainatın taşmasıyla zamanın da başladığını söylemektedir.
Patlama, kara delik gibi fiziksel olayların ortak noktası, çember şeklinde dağılmalarıdır. Ancak aslolan ‘dağılma’ kelimesidir: evren Büyük Patlama anından beri dağılmakta olan bir bütündür ve bu bütün karşı koyamayacağı kadar güçlü bir uzaklaşma eğilimindedir.
Fizikte entropi ilkesinin dayanağı bu süreçtir: ancak madde, eylemsizlik ilkesi nedeniyle bu dağılmaya potansiyel enerjsi kadar karşı koyar. Potansiyel enerjisi tükendiğinde kinetik enerjiye dönüşerek dağılma sürecine katılır. İnsan, entropiye karşı hücresel bütünlüğünü bir arada tutmak zorundadır ve bunun için çeşitli enerji kaynaklarını tüketerek entropiyi öteler. Genç bir bireyin entropiyi fiziksel olarak hissetmesi ancak (ya da genellikle) yaşlılık belirtileri göstermeye başlamasıyla gerçekleşir. Bu bireyin ‘zaman’ algısını değiştirir ve sınırlı bir zamanı olduğunu idrak süreci başlar: dolayısıyla birey, yaşlılık belirtileri gösterdikçe zamanı daha iyi değerlendirmek, daha çok enerji tüketmek ve entropiyi ötelemek için daha fazla çaba sarf etmeye başlar. Doğal olarak bireyler ölüm olarak adlandırılan duruma ne kadar yaklaşırlarsa o raddede zamanı iyi kullanmaya çalışırlar. Ölümden sonra ise bedenlerimizin bir an önce yok olmasını ve diğerlerinin entropiyi öteleme süreçlerinde yeni bir enerji kaynağına dönüşmesini isteriz.

