Özgürlük

Share

Savaşlar gündemimizde…kaç yıl oldu saydınız mı? Her gün yepyeni haberler ve janjanlı ölüm ilanları; oysa ki haykırdı bir ses, ‘Ben Fransa’yım’ diye. Haykırdı bir çocuk ‘Ben Almanya’yım.’ Herkes ana dillinde bu şarkıyı söyledi, oysa sadece sağır olmayana açık bir haykırma operasıydı bu…

‘Milyonlarca insanız’ dedi, ‘milyarlarca insanız’ dedi. ‘Altı milyar farklı ses teliyiz’ dedi, ‘bine yakın ülkeyiz…’

‘Parsel parsel, ada ada…kadastro etmişiz…haritaları siyah çizgilerle bölüşmüşüz.’ Oysa ki haykırdı, ‘Ben İran’ım’ diye.

‘Dünya’ dedi, ‘anne…buğday ve suyun anavatanı.’ Yükseliyordu papağan, bir sineği çiğniyordu kurbağa; saldırıyordu kaplan…göçüyordu fil sürüsü, su aradıkları kıtada…bir devletten diğerine: çelik direklere asılı tel örgüleri gördü anne, çelik direkler toprak ananın kalbine saplıydı; elektrik sarılmıştı tellerin arasına; göçüyordu fil sürüsü ve öksüz bir yavrusu…oysa ki ‘Ben Gana’yım’ diye haykırdı ağaç.

Haykırdı bir ses, ‘Ben Amerika’yım.’ Haykırdı bir ses, ‘Ben Meksika’yım.’ Kitabını açtı bir çocuk, siesta yapanların ülkesinde; yazıyordu ki inandı, düşmandı kıtanın kuzeyi; düşmandı kuzeyin zenginleri…’ Kitabını açtı bir çocuk, dünyayı yönetenlerin ülkesinde; yazıyordu ki inandı, ‘düşmandı güney; düşmandı güneyin rejimi…’ Oysa ki biri Birleşik Devletler, diğeri ise Meksika’ydı; coğrafya dersi daha okutulmamıştı.

Siyah ile kırmızı; sınır çizgileri ile kan…düşmandı nehrin yarısı, sınırın ardındaki kardeşine. Düşmandı nöbet tutan asker, sınırın diğer tarafındaki soydaşına. Oysa ki biri Türkiye’ydi diğeri Yunanistan.

Yüz yıl önce bilmiyordu insan, atom bombasının varlığını. Bin yıl önce kimse duymamıştı barutun kokusunu. On bin yıl önce bilmiyordu insan, kendi kanının tadını. Ve dünya yuvarlaktı, Macellan da bilmiyordu oysa ki. Ve demir, savaşın ham madeniydi…ve altın açlığın ilk adıydı, pusula sömürünün kıblesiydi…kimse bilmiyordu.

Hindistan daha habersizken İtalya’nın varlığından ve Amerika’dan tek haberdar Doğu Asya iken, bir insan görmek istedi tüm yönlerin hizasını…güneşe yürüdü bir çok insan, doğuya koştu bir çok insan; ve yemin etti bir şaman, denizin yuttuğuna güneşi.

Kilise kuruldu, cami inşa edildi…çan sesi karıştı gök kubbede ezanla, barıştı; altında kavga etti bir çok insan. Oysa ‘Ben Dünya’yım’ diye haykırmıştı bir ozan.

*

Dikenli telleri gördü çocuk, elledi metali. Baklava desenli ve üstleri sivri tel döşeli… mayınlı bölge demişti az önceki tabela, yaklaşma diye esmişti rüzgar. Oysa ki çocuk dokundu dikenli tellere, karşı taraftan akan arkadaşını gördü; ‘affet’ diye çağlıyordu ırmak. ‘Ben Dünya’yım’ dedi,  haykırdı çocuk dünyeviliğini, eşlik etti tüm sağır olmayanlar.

 Tam ortasına dünyanın, bir atlas düştü. İlk eline alan kandırdı herkesi. Oysa ki haykırmıştı tüm dünya, ‘Ben Dünya’yım’ diye…

Savaşlar gündemimizde…kaç yıl oldu saydınız mı? Her gün ölüm haberleri ve fotoğraflar. Gerçek gözlerimizden o kadar uzak ki, babasının kanlı gömleğine sarılmış ağlıyor bir çocuk; son kez kokluyor babasını postalların gölgesinde.

Bu kaçıncı savaş saydınız mı?

  • August 7, 2025