panter olmak isteyen sırtlan
Avına yaklaşan bir sırtlan gibi… değişik. Yerde sürünüyor önce, yuvarlanıp pusuyor, ağaç köklerinde saklanarak yaşıyor. Çoğu zaman bilinçsiz, zehirli yılanları ısırıp kaçıyor. Tek. Duruyor öyle sığındığı ağacın kovuğunda. Yerden yüksek adımlarını sayıyor, bildiğin sayı ile. Çıktığı metreleri tahmin ediyor, kimseye değmeden başardıklarını. Susuyor tek başına, kartallarla aynı hizada. Kovuğunda taht kurmuş kendini düşlüyor, başka hayale özlemle. İçi sıkılıyor; ‘puf’ ediyor sanki, elde kalanlar da dağılıyor. Uzaklardan haykırıyor, “…ben ezelden beridir hür yaşadım…”. Sessizce davasına bakıyor: “…emtiaların emtiaya dönüşüm döngüsü emeğin bedeli olmamalı!…”. Gülüyor; avına yaklaşan bir panter gibi; kör karanlıkta incecik dallarda, sinsi adımları sessizlikte, yırtar kükremesi. Gülüyor, hayalinde panter olan sırtlan. Avına yaklaşıyor, yalnız, karnını doyurmak maksadı… üç gün önce paketlenmiş bir tavuk leşine saldırıyor. Büyük düşün; en iyisini düşün; doğru düşün; dümdüz düşün; düşün; düşme. Çok yükseklerde, en uzun ağacın tepesinde, selam vererek anne kartala, izliyor sırtlan avını. hansel’i besleyen cadı gibi.

